



GÖKÇEADA GÜNLÜKLERİ
GÖKÇEADA GÜNLÜKLERİ-5
Yalnızlık Çeşitlemeleri
Melis GÖNENÇ
Kendinden emin, usul usul ilerleyen düşüncelerim, çok bilinmeyenli bir denklemin yalnızlık çıkmazında anlamsızca kısılıyorlar bir kenara. Sessiz çığlıkları çalınıyor kulaklarıma. Kuşkulu gözlerime geçmişten yadigâr hüzün dizileri perdeleniyor. Durmadan dönen bir çarkın sayısız dişlilerinin arasına sıkışmış gibiyim. Yorgun beynim unutulmayı hak eden senaryolar tasarlarken, küçük bir kızın denize karışan gözyaşları dalga olup kıyılarıma vuruyor. Hafif bir sızı sarıyor bedenimi. Bilinçaltımda biriken duygu kıpırdanmaları yüzeye çıkmanın garip sarhoşluğundalar şimdi…
“Ben” merkezli insanların ekseni kırık hayatları, harcanan umutları, yol boyunca film şeridi tadında önüme sıralanıyor. Şaşkın bakışlar fırlatıyorum rüyalarıma giren renkli siluetine. Başımı kuma gömüp yalandan hikâyeler anlatırken ilkgençliğime, içimi burkan şarkılarda buluşuyor notalarım. Önce hicaz oluyorum, sonra ağırdan bir hüzzam, geç kalıyorum geçmişime…
Bakmakla görmek arasındaki ince çizgide varlığını sorgulamadan iniyorsun ilk durakta. Arkandan bakakalıyorum. Dört duvar mahremiyetinde kimsesiz şiirler okuyorum sana. Gizli hesaplaşmalarım, tanıdık vicdan muhasebelerim, kırık dökük anılarım izini sürüyorlar amansızca..
Farkındalıkla farklılaşıyoruz git gide. Yanılgı denizinde birbirimizi kurtarma uğruna boğuluyoruz. Son vapuru da kaçırıyor eskimiş yüzlerimiz.
Soluk alamıyor artık bu şehir… Sabahlara kadar bir kadehin matemiyle geçiriyor ömrünü.. Gitmek fiilinin pençesinde debeleniyor gidememecesine.
Şimdi o küçük kız çocuğunun denize karışan gözyaşları usulluğunda dönmüyor dünyam. Sihir giyinmiş kalemimle yeni roller karalıyorum geleceğime.
Ateşböceklerine özgürlük melodileri fısıldayıp yalnızlık penceresinden açılıyorum düşlerimin doludizgin denizine…