




İYİ Kİ DOĞDUN GİZEMYA
Gazetemiz Gizemya’nın 4’ncü yıldönümü 17.05.2008 tarihide Yakamoz Restaurant’ta düzenlenen bir törenle kutlandı. Gökçeada Kaymakamı Kemalettin SAKİN, Belediye Başkanı Yücel ATALAY, Yayım Kurulu Üyeleri, Köşe Yazarları ve çok sayıda davetlinin katıldığı törende Gazetemiz İmtiyaz Sahibi ve Yazıişleri Müdürü Naci KAYNAR, Gökçeada Kaymakamı Kemalettin SAKİN’e Gökçeada Belediye Başkanı Yücel ATALAY’a Köşe Yazarlarından Sennur SAYGI,ya Erol SAYGI,ya Sabahaddin EDREMİTLİ,ye Nejat AYCAN,a İbrahim DEMİRKOL,a Hamdi TANSES,e Necmettin KAYNAR,a İsmail BAYOĞLU’na ve önceki Genel Yayın Yönetmeni Doğan ÖZCAN,a Görsel Yönetmen Özgür ÖZCAN’a ve bu andaki Görsel Yönetmen Erden TEZCAN’a, zaman zaman kültür sanat sayfamıza konuk olan Ali YILDIRIM ve Melis GÖNENÇ’e birer şükran plaketi sundu. Naci kaynar’a ise en anlamlı ödül Doğan ÖZCAN’dan geldi. Naci KAYNAR’ın bu güne kadar aldığım ödüllerin en anlamlısı dediği ödül bir ATATÜRK heykeliydi. Törende, Şenay BULUT ve Taner TOSUN, unutulmaz bir türkü ziyafeti çektiler. Naci KAYNAR, yaptığı konuşmaya Kardeşi Uğur KAYNAR’ın GİZEMYA adlı şiiriyle başladı.
“ Öncelikle hoş geldiniz diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sizlere Gizemya’nın kısa hikayesini anlatmak istiyorum.
GİZEMYA
Sen
Benim
şarkılarımdaki
gizemyalı kadın
Senin umurundamı bilmem
Ya benim
Onu da bilmem
Bildiğim tek şey
burnunun ucu
elinin ayasınca uzak kıldığın
canlı cansız varlığın
Güneşin tellerine asılı bakma öyle
Duman ötesi bir ülkede yitik ve ölümcül
Candan bir gölge olsan da
Ver kulağını dinle
Bence bebek dili
Kuş yuvası
Bence gizemya bu dünya
Sabahına çıkmaz geceler denli
yalnızlığım
gizemyalım
Aslına bakarsan
aynı çayıdan
akşamcı kahve köşeleri düşlere
Ayaklar aynı meyhane havalarında esrimiş
Sokakları benim kadar arşınlar
İşte bunca uzun
Ve bunca kısa
Benim dilimce susar
Avazın yutkunduğu kadar
İlk öpülen ağızdaki
allı morlu sözcükler gibi
Ateşli ve çoğul
Alışılagelmiş güzellikler ötesi
Çirkinliklere yaraşır çirkinlikler yaşasın diye
Sen
Ah gizemya
Sen
Eskici kondunun seyyaresi gibi
Varlık yokluk arası
Döktürebilsem orta yerine
Yazılmamış kitaplarca okunan
Bizim hikayemizi
Yada sözleşebilsem
Vesikalık yariyle Veli’nin
Şiir yandırabilsem
Kınakızılı yakarmışım gibi
“Saçları saman sarısı”
Şairin en gizemyalısı sen
İçinde vurgun yemiş dalgıçlar gibiyken
Ben maviye
Bir dokunabilsem
Ah bir dokunabilsen bedenime
Tüylerim diken diken
Ellerim
Ellerin kınakızılına gelin
Ellerin kan rengi
Tutulası ellerin gizemya senin
Burada sizlere Uğur KAYNAR ve GİZEMYA’nın hüzünlü hikayesini uzun uzun anlatmayacağım. Ama şunu da söylemeden edemem. Uğur gizemli ve yalnız bir şairdi. “Yerleşik yabancıyım” dediği ülkesinde hep Gizemya’nın, bilinmeyen o sırlar ülkesinin peşine takılıp, küllerini “MADIMAK’ta bırakarak aramızdan ayrıldı. Uğur ve arkadaşları geçmişten geleceğe aktarılması gereken aydınlanma projesinde, ATATÜRK projesinde bir köprüsü olma peşindeydiler. Ama olamadı… 2 Temmuz 1993’te Ozanlar şehri Sivas’ta, 35 ışığın aydınlık yolu şeriatın karartmasıyla kesintiye uğradı.
Gizemya Gazetesi işte o aydınlık ışığı taşımak için doğdu. Her zaman söylediğim gibi benim dünya güzeli 6 tane kızım var, son ikisinin adı da GİZEMYA ikisi de Gökçeada doğumlu, biri on beşinde, diğeri 4’üncü yaşına bu gün adım atıyor.
Gizemya’nın üç yıllık yaşamı hiçte kolay olmadı. Gizemya’nın. Doğum günü olan 17 Mayıs 2005’te olduğu gibi her sayısı sancılı, heyecanlı bir o kadar da mutlu geçti. Her doğum sonrasındaki mutluluk tüm sıkıntıları unutturmaya yetti.
Gizemya’nın ilk doğumunu 17.Mayıs 2005 gecesi beklerken, Değerli Hocam Erol SAYGI ile sabaha kadar hiç uyumamıştık. Doğum geciktikçe her ikimizin de sinirleri geriliyor, bu gerginliğin soğuk rüzgârları Gizemya’nın mutfağından mizanpajın ve baskının yapıldığı İstanbul’a, kadar uzanıyordu. O dönemde Gizemya’nın Genel Yayın Yönetmeni olan değerli Dostum Doğan ÖZCAN ve Görsel Yönetmen Özgür ÖZCAN da bu soğuk fırtınadan nasiplerini almışlardı. O gece mizanpaj bitmiş, sayfalar kontrol için bize fakslanacaktı. Ama o faks bir türlü gelmiyordu. Erol Hocam artık dayanamayarak bir volkan gibi patlayıverdi.
“ - Sen, bu Doğan denen adamı iyi tanıyor musun?”
- Evet hocam 30 yıllık dostumdur.
Hocam hiç durmadan konuşuyor, ben tek kelimesine bile cevap vermeden, içimden ne olur faks getir artık şu Gizemyayı’da utandır şu Erol Hocamı diye dua ediyordum. Hocam ise esip savurmaya devam ediyordu:
“Bu gazetenin çıkacağı yok bunu bir kenara yaz ve bu sevdadan vaz geç”diyordu. Ayağa kalktı “Ben gidiyorum artık ne halin varsa gör” demeye kalmadı faksın zili çaldı ve Gizemya’nın sayfaları birer birer dökülmeye başladı. İkimiz de koltuklara yığılıp öylesine kalakaldık. Sayfaları Erol Hocama uzattım. Bir çırpıda inceledi gözlerinin içi gülüyordu.
“ Vallahi Naci çok güzel olmuş, doğrusu bu kadarını beklemiyordum. Bu bir kasaba gazetesinden öte bir kent gazetesi olmuş” dedi. İkimizde gerçekten çok mutlu olmuştuk. O gece Gizemya’nın gecikme sebebini sonradan öğrendik. Doğan Hoca Gizemya’yı bize ulaştırmak için aldığı yeni faks makinesinin nasıl çalıştığını çözebilmek için saatlerce uğraş vermiş ama sonunda başarmıştı. Bir iki üç beş derken üç yılın sonunda 39’ncu sayıya ulaştık. 3 yılda 39 sayılık çetin yolculukta, Gizemya’nın rotası, her zaman Mustafa Kemal Türkiye’si olmuştur. Gizemya, Emperyalizme, Faşizme, her türlü sömürüye karşı olduğu gibi Türkiye’yi karanlığa gömmek isteyen şeriat özlemcilerine de karşı olmuştur. Gizemya ses sınırını aşmıştır. Bu yol ne kadar engebeli olursa olsun bu aydınlık yolda yürümekten asla ödün vermeyecektir.
Gizemya, habercilikte tarafsız ilkelerinde taraflı bir gazetedir, Gizemya her şeyden önce Türkiye’nin tam bağımsızlığıdan, bölünmez bütünlüğüden, barış ve kardeşlikten, emekten ve demokrasiden yanadır. Gizemya’nın merkezinde yaratıcının ışığının yansıdığı insan vardır, insana duyulan sevgi ve saygı vardır. Gizemya’nın mayasında “Gel, gel her kim olursan ol gene gel” diyen Mevlana felsefesinin öğretisi vardır.
Gizemya Adalı’dır, Gökçeada’nın bağrından çıkan bir gazetedir. Değerli köşe yazarlarının hepsi Gökçeada sevdalısı, Türkiye sevdalısı çok değerli kimliklerdir. Huzurunuzda Gizemya’ya emeği geçen o yürekli insanları candan kutluyorum. Onların isimlerini tek tek saymayacağım, O yürekli kalemleri ve Yayın Kurulu üyelerini hemen hemen hepiniz tanıyorsunuz. Onların huzurunda saygıyla ve şükranla eğiliyorum.
Gazetemizin görünmez kahramanları olan mizanpaj ve baskı sorumluları Doğan ÖZCAN, Özgür ÖZCAN ve Erden Tezcan’a, Gizemya’yı reklamlarıyla destekleyenlere, abone olarak omuz verenlere sonsuz teşekkürler.
Gizemya Gazetesi Şair Uğur KAYNAR gibi yalnız bir gazete.
İmtiyaz sahibi
Genel Yayın Yönetmeni
Sorumlu Yazıişleri Müdürü
Haber Merkezi Müdürü
İstihbarat
Ekonomi
Kültür
Spor
Makaleler
Düzeltme
Bilgi belge sorumlusu
Muhabir
Gazete dağıtıcısı ayrı ayrı isimlerden oluşmuyor bunların hepsinden Naci KAYNAR sorumlu… Dünyanın neresinde bu şartlar altında Gizemya gibi bir gazete çıkarılabilir, Gizemya Gökçeada’da bir sevdanın ürünüdür. O sevda ATATÜRK sevdasıdır, Türkiye ve Gökçeada sevdasıdır.
Gizemya’nın ve beş çocuğa bedel Naci KAYNAR’ın yükünü çeken “Kadın Anay’ya” Eşim Yurdanur KAYNAR’a da huzurlarınızda teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Hayat arkadaşım Yurdanur’a iyi ki Gizemya çılgınlığının dayanılmaz yükün çekebiliyorsun iyi ki varsın diyorum…
Gizemya’dan önceki Gökçeada ile Gizemya’dan sonraki Gökçeada’nın ne kadar farklı olduğunu hepiniz yakından izliyorsunuz. Gizemya bu güne kadar Gökçeada’nın Dünya’ya açılan penceresi oldu. Gökçeada’nın gözü, kulağı ve yürekli sesi oldu. GİZEMYA’nın Gökçeada’nın tanıtımında, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmesinde yadsınamayacak katkıları olmuştur. Daha güzel, daha yaşanılır bir Gökçeada için, bu katkıları artarak devam edecektir.
Huzurlarınızdan ayrılmadan önce Gökçeada’nın yaramaz çocuğu Gizemya’ya şöyle seslenmek istiyorum:
GİZEMYA-2
Dargınım artık rüyalara
Götürmediler beni
Çocukluğuma
Tutunup yıldızların kanatlarına
Koşacaktım oyundan oyuna
Dünya misket
Ay uçurtma
Rüyalarımda hep Gizemya
Dargınım artık rüyalara
Götürmediler beni “Işık Ana’ya”
Bağladılar geceyi
Ayaklarıma
Gömüldüm
Kan damladı
GİZEMYA’mın
Yanaklarına…
Naci KAYNAR