YENI


SON DAKIKA HABERLERI


ANA SAYFA           GIZEMYA GAZETESI            EMLAK               ILETISIM
                               
 

                                

 

            Mayısın son günleri,

Cannes’te güzel bir gelişme;

Nuri Bilge Ceylan en iyi yönetmen ödülünü aldı.

Hem de başkaları gibi eğilip bükülmeden,

Ülkesini yermeden, insanını aşağılamadan,

Aksine ülkesini ve insanını onurlandırarak aldı ödülünü.

Ödül töreninde söylediği: “Kazandığım ödülü tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme ithaf ediyorum.”sözü ile daha da büyüdü gönlümüzde.

Çok gurur duyduk, çok mutlu olduk.

Diline sağlık Ceylan, beynine sağlık, daha nice büyük başarılar diliyoruz sana.

            Son yılarda ulusal onurumuz çok kırıldı. Sürekli itilip kakılıyoruz. Böylesi başarılara çok ihtiyacımız var.

Ülkemiz sahipsiz, insanımız sahipsiz.

İş yok, aş yok; her gün daha yolsuzluğa; her gün daha karanlığa; her gün daha yoksulluğa;

Her gün daha sıkıntılara doğru yol alıyoruz.

            Yöneticilerimiz kendi dünyalarında oluşturdukları pembe ve sanal tablolarını seyrediyorlar. Kimi zamanda sistemin aksayan yanlarını tamire(!) kalkıyorlar:

            Sağlığa el atıyorlar; sağlığımız bozuluyor. Eğitime el atıyorlar; eğitim felç oluyor.

Ekonomiye el atıyorlar; bağımlılığımız artıyor. Adalete el atıyorlar; yargı kurumları ayağa kalkıyor. Bir atama yapıyorlar; bütün üniversitelerde huzur kaçıyor. Benzer hangi alanda reform yapacağız diyorlar; “Eyvah!” diyorum, burada da her şey arap saçına dönecek.

            Bir ödül, bir çift güzel söz; sözü aldı nerelere getirdi. Zira; daha önce alınan kimi ödüllerde sevinelim mi, üzülelim mi karar veremedik de…

            Kimileri karamsarlığa yer yok diyorlar. Belki haklılar; ama beceremiyoruz. Korkularımız var gideremediğimiz:

İç barışımızın bozulmasından,

Ülkenin kardeş kavgasına sürüklenmesinden,

Borç sarmalından,

Yabancılaşmadan,

Hoşgörüsüzlükten,

Cahillikten,

Çokbilmişlikten (ukalalıktan)

İki yüzlülükten,

Uşaklıktan, şakşakçılıktan,

Döneklikten, ucuzluktan,

Fodulluktan, samimiyetsizlikten,

Daha birçok şeyden korkuyoruz.

Elimizde değil. Korkuyoruz; ama kendi adımıza değil:

Çocuklarımız adına, torunlarımız adına,

Sevdiklerimiz adına, kısaca insanımız adına…

Ne yapılabilir de bilmiyoruz. Okuyanımız var, yazanımız var,

Çizenimiz var, düşünenimiz var,

Eğitenimiz var. Olmuyor, olmuyor, olmuyor.

            Yine de boş durmamalı. En azından yaptığımız iş neyse, onu en iyi şekilde yapmalı. Belki de kurtuluş böyle gelecek. Değerli yönetmenimiz Nuri Bilge Ceylan’ın yaptığı gibi.

 

 

                                   MUM ERİMEDEN

 

Söndürdüm tüm ışıkları gündüzden

Geceye kalma sen

Bekliyorum gel

Mum erimeden.

      

                   

MAYIS GÜNLÜĞÜ

 

Mehmet ATAMAN