YENI


SON DAKIKA HABERLERI


ANA SAYFA           GIZEMYA GAZETESI            EMLAK               ILETISIM
                               

                                

       

dürüstlükle bağdaşmaz. İslâm’ın ilk yıllarında Mekke de İslâm’a çok büyük baskı ve şiddet uygulanıyor, Müslümanlar öldürülüyor, malları yağmalanıyordu. Burada söz konusu insan hayatıydı.Yakınlarının can güvenliğini sağlamak, mallarını korumak için insanlar yalan söylemek zorunda kalabiliyorlardı.            

                        Günümüzde ise bu koşulların hiç biri söz konusu olmadığı halde, özellikle politikacıların her söylediklerinde takıyyeye rastlamak olasıdır. Çünkü bizim politikacılarımızın çoğunluğu, çıkar sıralamasını, 1.sırada kişisel, 2.sırada parti, 3. sırada ise ülke çıkarları şeklinde yaparlar. Kanımca buda Siyasi Partiler ve Seçim yasalarından kaynaklanan bir durumdur. Bu konuyu açıklamaya gerek görmüyorum çünkü, siyasete biraz ilgi duyanlar konuyu zaten biliyorlardır.

                        Anayasanın 81.Maddesinde ki milletvekili andını tekrar hatırlayalım;

“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinde yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim.” Şimdi bu andı içenlerin, gerek geçmişte gerekse bu günkü söylemleri karşısında, dürüstlük adına utanç duymamak elde değil.

                        Kişilerin,  fikirlerine saygı duyulur. Bu fikirlerini kimseye dayatmadan açıklamalarına da saygı duyulur. Ancak, bu kişilerin görüşleri belli iken, politikaya atılıp ülkeyi yönetmeye kalkması ve yukarıda ki andı içmesi, kazanmak için çok büyük bedeller ödediğimiz Cumhuriyetimizin temel ilkelerinin içini boşaltması kabul edilemez. Asıl çelişki, Sayın Başbakan ikide bir bu ülkenin insanlarının % 99 Müslümandır diyor.Yine Sayın Başbakan bir insan hem laik ve aynı zamanda Müslüman olamaz diyor. Cumhuriyet mitinglerinde, ve her platformda milyonlarca kişi meydanlarda toplanıp Türkiye laiktir, laik kalacak diye slogan atıyorsa bu insanları Müslüman kabul etmememiz gerekir. O zamanda ülkedeki Müslümanların arasında bölücülük başlamış olur ve bu oran Sayın Başbakanın dediği gibi % 99 olmaz.

                        Hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı kalacağına yemin eden insanların bu yemine aykırı tutumlarını ibretle seyretmekteyiz… Milleti temsil etmeye soyunan insanların, inanmadıkları ve tepki duydukları bu  ilkelere bağlı kalmaları dini inançlarına aykırı ise bu işe soyunmamaları gerekir,.dürüstlük bunu gerektirir. 13.02.08

TAKKİYECİLİK 

     

                      Büyük düşünür Mevlana Celaleddini Rum-i’ nin pek çoğumuz tarafından bilinen , “Ya olduğun gibi görün, yada göründüğün gibi ol “özdeyişine katılmamak mümkün değildir.

                     Günümüzde takıyyeden geçilmiyor…Bundan yaklaşık 1 500 yıl öncesinin koşullarına göre dinimizce de kabul gören TAKIYYE’nin bu gün için kullanılması

 

Nejat AYCAN